Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi

Resim Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Güliz BAYDEMİR KATKAR'ın "Arkhe" Adlı Kişisel Sergisi Açıldı

.

Dr. Öğr. Üyesi Güliz Baydemir Katkar’ın , günümüzde artan endüstrileşmeyle birlikte kendi alanını
genişletmekte olan insanoğlunun kendine ve doğaya olan yabancılaşmasını, özlemini duyduğumuz
özgür ve doğal yaşamın kurgusal inşası üzerinden ele aldığı kişisel sergisi “Akhe/ Arche”, 1-31 Mayıs
2023 tarihleri arasında İstanbul Trump Art Gallery’de izleyici ile buluştu.


ARKHE/ Arche – Güliz Baydemir


Sanatçının temel ifade ve esin kaynaklarından birini, insanın ve evrenin yaratılış ve doğasını, nesnel ve
materyalist nosyonlara aksi bir tutumda açıklamaya yönelik söylenceleri içeren “mitoloji”
oluştururken, diğerini ise; evrim teorisi, doğal seleksiyon, mutasyon, entropi gibi pozitif bilimlerin
“doğa ve evren yasaları” oluşturmaktadır. Sümer, Altay ve Sami mitolojilerinde; insanın yaratılışı,
yasak, yasağın çiğnenmesi ve işlenen suçun cezasını içeren ‘cennetten kovuluş’ efsaneleri yer
almaktadır. Yunan, Roma, Hint, Aztek, Babil ve İskandinav mitolojilerindeki ‘Altın Çağ’ miti de idealize
edilmiş bir geçmişi anlatırken, gelecekte de ulaşmayı arzuladığımız ölümsüzlük ve sonsuz mutluluğa
duyulan özlemi ve herşeyin sonsuz bir düzen içinde olduğu yeryüzüne ait bir cenneti, ütopyayı
anımsatır.


Oysa dünya üzerinde düzen ve kaos iç içedir. Fizik yasalarının basitliğine rağmen sonuç rastlantısal ve
karmaşa dolu olabilir. Örneğin bir canlının genomu içindeki dizilim virüsler, radyasyon, kimyasallar,
ani sıcaklık değişimleri ya da DNA replikasyonu sırasında meydana gelen bilinmeyen bir hata
sonucunda bozulabilir ve mutasyona uğrar. Evrendeki düzensizliğe gidiş olgusu entropi olarak
adlandırılmaktadır. Evren tükenişe doğru giderken bunun içinde sınırlı bir bölüm, bütün evrenin
tersine geçici olarak bir düzenlilik ve ayrılaşma eğilimi gösterebilir. Hayat kendisini bu sınırlı
odacıklarda oluşturur. İnsanın bilgi oluşturmasında, düzenlilik yaratmasında, konut, çevre, sanat
yapmasında bu eğilim ve çabanın payı vardır.


Karl Marx insan doğası teorisinde, homo faber (bilge adam, alet yapan) ‘ın bir ölçüde kendi doğasını
oluşturma veya şekillendirme yeteneğine sahip olduğunu belirtir. O’na göre insanlar çevrelerini
üretirler. Bunu fiziki ihtiyaçla karşı karşıya olmasalar da yaparlar, aslında ‘doğanın bütününü’ üretirler.
Ve hatta güzellik yasalarına uygun yaratabilirler. Bütünsel bir insan anlayışına sahip olan Marx, insanı
yabancılaşmamış durumuna geri dönmeye, doğayla, başka insanlarla ve toplumla yeniden birleşmeye
ihtiyaç duyan bir varlık olarak görmüştür.


Baydemir’in yapıtları, her şeyin bireysel irademiz dışında geliştiği bir dünyada, kendi düzenimizi
yaratmaya çalışırken, güvendeymiş gibi hissettiğimiz kendi parmaklıklarımız ardındaki kurgusal olarak
özgür ve doğal bir yaşam taklidini, sahte bir cennet inşasını ele alır. Sanatçı, tuval resminin eşliğinde
hazır nesnelerle oluşturduğu asamblaj, kolaj, enstalasyon, heykel ve fotoğraf gibi farklı disiplinlerdeki
yapıtlarında doğal/yapay ikiliğini izleyiciye aktarırken malzemenin dönüşen bağlamını temsil, taklit,
inşa ve entropi kavramları üzerinden sorgulamaktadır.


Sergiye adını veren “Arkhe” "başlangıç," "ilk," "ilk neden", Batı felsefesinin ve Sokrates öncesi Eski Yunan Felsefesinin en önemli kavramlarından biri olmasının yanında bilimin gelişmesinde de önemli
role sahiptir. Arkhe yalnızca bir "ilk" kaynak değil, aynı zamanda değişimlerin temelinde de yatan bir
ilkedir. Kelime anlamı olarak "Eskinin -Bilgisi, -Bilimi, - Öğretisi, -Tanımlanması ve -Ortaya Çıkarılması"
anlamlarına gelen “Arkeoloji” de Yunancadaki ἀρχé “arkhe” eski, eskiden kalma ve ό λόγος logos:
bilgi, bilim, öğreti, öğretme, tanımlama, ortaya koyma kelimelerinden türemiştir. Güliz Baydemir
yapıtlarında geçmişten günümüze Animalia aleminin , Homo cinsinin, Sapiens türünü yani “İnsan”ı
bize anlatır.